Son bir kez daha: Eniçiki volki, eniçiki volki, eni volki ahaaa!
Bu yazım eski. Fakat tamblırın arşiv karşıtı doğasından dolayı bunu okumamış olabilirsiniz. Hazır Maykıl ölmüşken, bu anımı buraya bir kez daha kopyala-yakıştırıyorum.
92 senesiydi sanırsam. Maykıl Ceksın Türkiye’ye geliyormuş. Bilet milet bulduk, bizim ortanca biraderle stadyumun önündeki hayvani kuyrukta yerimizi aldık. Ortanca birader Broke Shields’a aşık, Maykıl Ceksın’ı takdir ediyor. Ben granc-rakırım o zamanlar ama kardeşe bi kıyak yapıyorum durumu. Ortanca birader fena halde ufak. O kalabalıkta arbede çıksa kıyma olur.
Neyse bi saat oldu, iki saat oldu, saatler oldu Maykıl yok. Orjinal Maykıl henüz görünmüyor ama sağda solda, köftecilerin yamacında sahte Maykıllar bunca yıldır sandıkta sakladıkları maykıl kıyafetlerini kuşanmış eniçiki volki dansı yapıyorlar. Kuyruktakiler alkış tutuyor. Sahte maykıllara gün doğmuş. Bunca yıldır vestiyer aynasında çalıştıkları maykıl danslarını bir bir sergiliyorlar. Muhtemelen Ahmet San’ın tikleri sıklaşıyor.
Fakat sahte maykıllarla nereye kadar arkadaş? Saatler geçiyor Maykıl’ın maymunu bile teşrif etmiyor. Neşeli maykıl hayranı kalabalık, neşesizleşmeye başladı. Sahte maykıllara tempo tutanlar azaldı, suratlar asıldı. Sahte maykılllardan bazıları istifa etti, bazıları ağlamaya başladı. Maykıla isyanlar, şopar yanaklardan pıtır pıtır süzülüyor, sahte maykıl eldivenleriyle siliniyor. Rimeller akmakta.
Fakat bir maykıl var ki hayli inatçı. Alkış kesilmiş, tempo durmuş, Maykıl gelmiyomuş, Maykıl’ın maymunun bile skinde değilmişiz. Hiiiiç… Sahte maykıl 5 saattir ısrarla eniçiki volki. Ne vardıysa aklında o an artık.
“Biliyorum 10 saat hiç durmadan eniçiki volki yaparsam Maykıl beni hissedecek gelecek!” gibi bişey mi?
Ortanca kardeş de etkilendi tabi. Ağlıyor ama çaktırmıyor. İçinde bir isyan. Aklıma bir teselli cümlesi gelmiyor. ‘Boşver lan… Maykıl Ceksın ibneymiş zaten’ dedim. ‘Bence kesin ibne…’ dedi kardeşim de, sözde bana çaktırmadığı göz yaşını silerek.
Kalabalık küfür ederek dağıldı. Maykıl posterleri yaktılar, kırtasiye kartpostalları yerde ezildi, maykıl anahtarlıkları tribünlere fırlatıldı.
Maykılla işi olmayan köfteci bile bu kahpelikten etkilenip Maykıl’ın anasına dua ederek gitti ama sahte maykıl aynı noktada. Eniçiki de eniçiki.
Ta ki dağılan öfkeli kalabalıktan biri (5 saat önce tempo tutanlardan) ‘Yeter lan sen de! Amına kodumun sahtesi!’ diye şopar maykılın enseye bi şaplak yapıştırıncaya dek.
Sahte maykıl, hiç bişi olmamış gibi yerden düşen şapkasını aldı. Gözlükleri ve maykıl perçemini düzeltti. Teybini omza alıp, son bi eniçiki dönüşü ve ‘moon walk’ yaptı. Sonra niyeyse Dolmabahçe’ye doğru koşarak uzaklaştı. Sanırım koşarken ağlıyordu.
